Diğer fuar alanlarında yukarıya, çatıya doğru bakarak kendimce belirlediğim bazı işaretleri takip ediyorum. Böylece nerede olduğumu, o salonu gezip gezmediğimi biliyorum.
Mobilya fuarlarında bu mümkün olmuyor. Ürünün bir oda içerisinde gösterilmesi gerektiğine karar veren fuar alanı tasarımcıları yüksek sahte duvarlarla benim görüş alanımı bozuyorlar. Hangi salonda, hangi markanın, hangi konumda olduğunu kolay bulamıyorum. Yeniden o alana gitme ihtiyacım olduğunda karıştırıyorum.
Bu işi aslında dijital teknolojilerle çözmek çok kolay. Ancak benim aklıma daha sofistike çözümler geliyor. Bunun en başında da zemin üzerine doğru işaretler ile nerede olduğumu ve nereye gitmek istediğimi belirleyebileceğim renk, desen, konum ve yoğunluk gösteren yeni bir arayüz tasarımı olurdu.
İkinci çözümüm ise uluslararası mobilya şirketlerinin dev mağazalarında kullandığı gibi fuar gezi rotası olurdu. Nereden başladığımın ve nerede bitireceğimin belirtilmesi kolaylık olurdu. Tüm alanı genel bir güzergah olarak planlamayı ama mutlaka ara geçişlerle de fuar alanını bilenler için güzellikler yapardım.
Fuarcılığın başka bir uzmanlık olduğunu biliyorum. Hala da gücünü koruduğunu düşünüyorum. Fuar katılımcısı olmanın, yeni işler almanın herkesin harcı olmadığını da düşünüyorum. Bir de benim gibi ziyaretçilerin durumu var. Sanki bizler çok da kayda değer bir önem oluşturmadığımızdan kafamız karışık fuarlarda dolanmak zorunda kalıyoruz.
