Kategori: Kitap

  • Gün Gün Drucker

    Drucker’in fikirlerinden çok etkilendim. Şöyle ki sunum yaparken veya da müşteri ile bir toplantıda genelde Drucker’dan öğrendiklerimi kullanıyorum. Hatta bugün bir Zoom toplatısında “Bilgi işçileri üretim araçlarının sahibidir.” cümlesini kullandım 🙂

    Üniversitede bir arkadaşın fütürist diye bana Drucker’ı sattı ve ben hala okumaya devam ediyorum. 2023’te de okumaya devam edeceğim gibi görünüyor.

    Daha önce parça parça okuduğum ama bir yıl boyunca düzenli olarak takip etmediğim “Gün Gün Drucker” kitabını bu sene gün gün takip etmek istiyorum.

    Ünlü Düşünürün Yapıtlarından Seçilmiş 366 Fikir ve Motivasyon alt başlıkla basılmış. Kitabı hazırlayan Joseph A. Maciariello. Bendeki kitabın baskısını 2005’te MESS yapmış.

  • Tarafgir Sayılar

    Bir haber kanalının televizyonla eş zamanlı sürdürülen radyo yayınında duydum bu kitabı. Tavsiye eden kimdi, bilmiyorum. Mutlaka okuyun filan denildi. Sayılarla ilgili her türlü kitap ilgimi çekiyor zaten. Hemen sipariş verdim.

    Tarafgir Sayılar‘ı Alef Yayınevi, Ocak 2022’de basmış. Hollanda’da ekonomi muhabiri olan Sanne Blauw yazmış. Çiçek Öztek çevirmiş. Çok sevilmiş ki kitabın ilk sayfalarında birçok övgü dolu söz edilmiş. Alt başlık olarak “Sayılar bizi doğru yanlış nasıl yönlendirir” koymuşlar.

    Yeni başladım bu kitaba ama çok beğendim. Ben de tavsiye ederim.

    Kitap Donald Trump ile başlıyor. Ve başkanın danışmanı Kellyanne Conway’in Trump’ı savunmak için “Başkanın söylediği yalan değil, sadece ‘alternatif olgu’” sözü ile nasıl bir çağda yaşadığımızı görmek için önsöz’ü hemen okumalısınız.

    Kitabın orjinal kapağı bence bir harika. Yayınevi orjinal kapağı neden tercih etmemiş, bilinmez!

    Sayılara Aldatılmak

    Sayılarla aldatılmayı hiç sevmiyorum.

    Mesela tatlı dil ile aldatılınca büyük olasılıkla çok sinirlenmem. Zekice bir aldatmaca varsa, aldanan ben olsam da alkışlayabilirim. Düz yalanla aldatılmaya çok alıştım. Uzun zaman oldu kızmayı bırakalı.

    Ama sayılarla aldatılıyorsam zekama hakaret ediliyor düşünüyorum. Küçük bir yalan bile olsa yalana kuyruk takmak gibi geliyor. Çok sinirleniyorum.

  • Bugün Okuyamadım!

    Dün geceden bu saate kadar kitap okuyamadım. Böyle olduğunda ciddi bir sıkıntı hissediyorum. Nasıl olur da bugün kitaplara vakit ayıramadım? Bunun bir bedeli olacak!

    Bu yazdıklarımı okuyanlar ne diyor bu diyeceklerdir ama okumaya vakit ayırmadığımda kendimde bazı sorunlar gözlemliyorum. Mesela birkaç gün kitap okumaya vakit ayırmadığımda bazı şeylerin adlarını hatırlamakta zorluk yaşıyorum. Oysa nesne veya kişiyi zihnimde canlandırabiliyorken adı aklıma gelmiyor.

    Genel olarak çocukluktan beri adlar konusunda umarsamaz bir haldeyimdir. Herhangi bir şey okurken adlara takılmak istemem, okur geçerim. Her zaman genel anlatılana odaklanırım.

    Her gün zaman ayırarak kitap okuduğumda ise eşya veya kişilerin adlarını çok kolay bir şekilde hatırlıyorum. Umursamaz bir tavır içinde olsam bile…

    Şimdi gideyim de biraz kitap okuyayım.

  • “Harvard Business School’da Size Ne Öğretirler?”

    Philip Delves Broughton’ın 2008’de yazdığı bu kitabın kütüphaneme katılması bir iş dergisinin hediye olarak vermesi ile olmuş. Hatırlamıyorum ama kitabın arkasında “Hediyedir parayla satılmaz.” yazmışlar. Açıkcası iyi ki yazmışlar aksi takdirde “ne düşünerek bunu almıştım” diye düşünecektim. Eskiden böyle kitaplar satın almazdım. Artık severek okuyorum.

    Harvard Business School'da Size Ne Öğretirler

    Bugüne kadar benim için Harvard, iki konuda parlak hatıralara sahipdi. İlki çok özgüvenli bir şekilde sunum yapan bir ajans başkanının sunumunda Harvard yerine Harward yazıyor olması ile Teneke Evin Torunu’nda Cüneyt Ülsever’in yazdıkları idi.

    Kitaba geçen gün akşamüstü elime aldığımda iş ile ilgili bir kitap ne okuyayım diye başladım. Başladığıma çok memnunum. Bu kadar iyi olacağını hiç düşünmemiştim.

    Philip Delves Broughton, İngiliz Daily Telegraph gazetesininde 31 yaşında Paris büro şefi olarak çalışırken, dünya kapitalizminin mutfağı olan Harvard Business School’a başvurusu ve MBA’de geçerdiği iki yılı anlatıyor. Kişisel bir hikaye içinde Harvard İş Okulu’nda MBA programında öğretilenleri de anlatıyor olması çok keyifli idi. Okuldaki günlük yaşamdan profesörlerin nasıl tipler olduğuna kadar çok çeşitli hikayeler anlatıyor. Ayrıca okula konferans vermeye gelen ünlü işadamlarını da oldukça ilginçti.

    Okurken en çok da Harvard İş Okulu’nun profesörlerinden eski mezunlarına kadar nasıl bir kültür oluşturduğunu hayranlıkla okudum. Bizde galiba Mülkiyeliler ile belki de Galatasaraylılarda buna yakın bir kültür olabilir. Kitaptan aldığım izlenim ise sadece uzaktan yaklaşabilir. Harvard, o kültürü sürdürmek için planlı bir çaba içinde görünüyor.

    Bu kitaptan sonra Harvard hakkında çok şey öğrendim. Mülkiyeliler veya Galatasaraylılar hakkında acaba böyle kitaplar var mı?