Etiket: Kitap

  • Günlük Tutmak

    Yeni Günlük(Journal) uygulamasını ben mi yükledim yoksa Apple mi telefonuma yükledi bilmiyorum? Görünce beğendim. Lafya için yazı hazırlamak için kullanabileceğimi düşündürdü. Özellikle tavsiye bölümü çok akıllıca. Bugün çektiğim veya eklediğim fotoğraflar dışında dinlediğim müzikler vardı. Beklentim tüm uygulamalara erişebiliyor olması. Böylece Storytel’den dinlediğim kitapları unutmam, burada paylaşırım.

    Dün liseden arkadaşlarla Avcılar’da buluştuk. Lise biteli otuz yılı geçti. Son yıllarda çok sık olmasa da arada bir buluşuyoruz. Eski günleri, kimler ne yaptı diye keyifle sohbet ediyoruz.

    Eve dönüş yolu ise Cumartesi trafiğinden uzun sürdü. Çocuklar da evde olmadığından trafiği çok dert etmeden Storytel’den Selçuk Aydemir’in Evrak Kürek : Sektörden Arkadaşlara Giriş 101‘i dinledim. Araba içinde tek başıma güldüğüm çok yer oldu. Yalnız Leyla ile Mecnun’u anlattığı bölümünde TRT tarafında neler yaşandığını da birinin yazması lazım. Zamanında ben biraz olsun dinlemiştim. Leyla ile Mecnun’un TRT’deki macerası da kitaplık bir konu…

    Annemdeki Chromebook

    Zamanında anneme bir Chromebook vermiştim. Kolaylıkla bilgisayar kullanır diye düşünmüştüm. Geçenlerde bunda problem var diye bana geri verdi. Kontrol ettiğimde 2021’den beri güncelleme almadığını gördüm. Meğerse Google Chromebook için bir ömür biçmiş. Bizdeki cihazın da sözde ömrü dolmuş.

    Oysa kullanım olarak cihazda bir problem yok. Pili de %91’de daha…

    Annem kullanmaya devam edebilirdi.

    ChromeOS Flex

    Google’un diğer taraftan Mac ve PC’ler için ChromeOS Flex uygulaması varmış. Eski cihazlarınızı hızlı ve güvenli kullanmaya devam edin diyor.

    Gerçekten sormak istiyorum: Annemin sözde eskimiş Chromebook’unu neden sürekli uyarılarla kullanmak zorunda kalıyoruz.

    Ve Google neden Chromebook’una sahip çıkmıyor.

  • Tarafgir Sayılar

    Bir haber kanalının televizyonla eş zamanlı sürdürülen radyo yayınında duydum bu kitabı. Tavsiye eden kimdi, bilmiyorum. Mutlaka okuyun filan denildi. Sayılarla ilgili her türlü kitap ilgimi çekiyor zaten. Hemen sipariş verdim.

    Tarafgir Sayılar‘ı Alef Yayınevi, Ocak 2022’de basmış. Hollanda’da ekonomi muhabiri olan Sanne Blauw yazmış. Çiçek Öztek çevirmiş. Çok sevilmiş ki kitabın ilk sayfalarında birçok övgü dolu söz edilmiş. Alt başlık olarak “Sayılar bizi doğru yanlış nasıl yönlendirir” koymuşlar.

    Yeni başladım bu kitaba ama çok beğendim. Ben de tavsiye ederim.

    Kitap Donald Trump ile başlıyor. Ve başkanın danışmanı Kellyanne Conway’in Trump’ı savunmak için “Başkanın söylediği yalan değil, sadece ‘alternatif olgu’” sözü ile nasıl bir çağda yaşadığımızı görmek için önsöz’ü hemen okumalısınız.

    Kitabın orjinal kapağı bence bir harika. Yayınevi orjinal kapağı neden tercih etmemiş, bilinmez!

    Sayılara Aldatılmak

    Sayılarla aldatılmayı hiç sevmiyorum.

    Mesela tatlı dil ile aldatılınca büyük olasılıkla çok sinirlenmem. Zekice bir aldatmaca varsa, aldanan ben olsam da alkışlayabilirim. Düz yalanla aldatılmaya çok alıştım. Uzun zaman oldu kızmayı bırakalı.

    Ama sayılarla aldatılıyorsam zekama hakaret ediliyor düşünüyorum. Küçük bir yalan bile olsa yalana kuyruk takmak gibi geliyor. Çok sinirleniyorum.

  • Nasıl Verimsiz Bir Gün!

    Sabah yapacağım işlerle ilgili pek bir şey yazmadan güne başladım. Hali ile istediğim gibi bir gün geçti diyemem. Elbette birkaç toplantı, birkaç iş ile ilgili karar verdim ama gün sonunda hissettiğim duygu bu olmamalı idi.

    Bu his bugüne özgü bir durum değil! 2022 sonundaki birkaç ay böyle geçmişti.

    Kendi çözümüm oldukça basit aslında. Güne yapılacaklar listesi ile başlayınca gün sonunda oldukça iyi hissettiriyordu. Eğer işlerle ilgili öncelik sırası da yapmışsam gün sonunda süper hissediyorum. Bugün böyle bir gün olmadı!

    Kitap konusunda ise gece Ernest Hemingway’den İhtiyar Adam ve Deniz’i okuyarak uyumuştum. Son zamanlarda iş ile ilgili kitaplara fazla ağırlık verdiğimi düşündüğümden, yeni yılda bunu değiştirmek için hikaye kitaplarını yeniden okumam iyi olur diyordum. Elime de bu kitap geldi. Ayrıca Görünmeyeni Satmak da gün boyunca çantamda idi. Yeniden okumak istiyorum. Bir zamanlar bu kitaptan oldukça ahkam kesmişliğim vardı.

    Bugün eski bir ucuz Casio Edifice saatimin pilini değiştirdim. Bunun için AVM’deki saatçiyi ofise yakınlığından tercih etttim ama gereksiz bir fiyat ödemiş oldum. Bu hissi bir başka yazıda çok detaylı olarak anlatmam lazım. Yapılan işlemin değeri o olmadığını düşündüğümden kazıklanmış olma hissi ile oradan ayrılmak. Evde bekleyen bir saatin pilini neden değiştirdiğimin sebebi ise son günlerde saat web sitelerinde oldukça fazla vakit geçiriyor olmam.

    Arabayı da yıkattım bu arada. Orada da bugün saat pili değiştirmişliğime yakın bir his ile arabayı aldım 🙂

    Böyle bir gündü. Şiir okumadan bitiyor. Böyle şeyler yazacağım burada. Okunur mu bilmiyorum ama yazmak iyi geliyor. Kendimi zorlamış oluyorum.

  • “Harvard Business School’da Size Ne Öğretirler?”

    Philip Delves Broughton’ın 2008’de yazdığı bu kitabın kütüphaneme katılması bir iş dergisinin hediye olarak vermesi ile olmuş. Hatırlamıyorum ama kitabın arkasında “Hediyedir parayla satılmaz.” yazmışlar. Açıkcası iyi ki yazmışlar aksi takdirde “ne düşünerek bunu almıştım” diye düşünecektim. Eskiden böyle kitaplar satın almazdım. Artık severek okuyorum.

    Harvard Business School'da Size Ne Öğretirler

    Bugüne kadar benim için Harvard, iki konuda parlak hatıralara sahipdi. İlki çok özgüvenli bir şekilde sunum yapan bir ajans başkanının sunumunda Harvard yerine Harward yazıyor olması ile Teneke Evin Torunu’nda Cüneyt Ülsever’in yazdıkları idi.

    Kitaba geçen gün akşamüstü elime aldığımda iş ile ilgili bir kitap ne okuyayım diye başladım. Başladığıma çok memnunum. Bu kadar iyi olacağını hiç düşünmemiştim.

    Philip Delves Broughton, İngiliz Daily Telegraph gazetesininde 31 yaşında Paris büro şefi olarak çalışırken, dünya kapitalizminin mutfağı olan Harvard Business School’a başvurusu ve MBA’de geçerdiği iki yılı anlatıyor. Kişisel bir hikaye içinde Harvard İş Okulu’nda MBA programında öğretilenleri de anlatıyor olması çok keyifli idi. Okuldaki günlük yaşamdan profesörlerin nasıl tipler olduğuna kadar çok çeşitli hikayeler anlatıyor. Ayrıca okula konferans vermeye gelen ünlü işadamlarını da oldukça ilginçti.

    Okurken en çok da Harvard İş Okulu’nun profesörlerinden eski mezunlarına kadar nasıl bir kültür oluşturduğunu hayranlıkla okudum. Bizde galiba Mülkiyeliler ile belki de Galatasaraylılarda buna yakın bir kültür olabilir. Kitaptan aldığım izlenim ise sadece uzaktan yaklaşabilir. Harvard, o kültürü sürdürmek için planlı bir çaba içinde görünüyor.

    Bu kitaptan sonra Harvard hakkında çok şey öğrendim. Mülkiyeliler veya Galatasaraylılar hakkında acaba böyle kitaplar var mı?

  • Bir Kitaptan Bir Başka Kitaba

    Bugün de yeni bir kitaba başladım. Son günlerde biraz daha artarak bir kitaptan bir başka kitaba süreklenir bir haldeyim. Yanlış bir durum gibi algılanabilir ama sanki o kitaptan alacaklarım o kadarmış gibi geliyor. Bazen yeniden o kitaplara döndüğüm oluyor ama çok seyret…

    Aslında bu durumdan mutsuz da değilim. Evde satın alınmış okunacak çok kitap var. Ömür kısa olsa da kitaplara para vermeye devam ediyorum. Bilmiyorum çocuklarım benim aldığım kitaplara nasıl davranacaklar.

    Storytel‘e aboneliğim olmasına rağmen e-kitaplara da para veriyorum. Önceki cevirisi olmasına rağmen en son Kobo’dan Dune’u satın aldım. Aslında bir ara Twitter’da yazdığım gibi e-kitapların sahipliği meselesi beni düşündürüyor. Mesela Timaş’ın bir e-kitap uygulaması vardı. Timaş duruyor ama uygulaması gitti. Satın aldığım e-kitaplar nerede?

    Şöyle bir şey kullanıma açılsa güzel olurdu: Satın aldığım kitapları, filmleri ve müzikleri blokzincir yapısında bir cüzdan gibi bir yapıya taşıyayım ve sahip olunan dijital varlıklarım bin yıllarca cüzdan sahibi kullanabilsin.

    Güzel olurdu ve belki de daha çok e-kitap satın alırdım.